Bir filmi izlerken bazen bir karakterin sesi bizi güldürür, bazen hüzünlendirir, bazen de yıllar sonra bile hafızamızda yaşamaya devam eder. Çoğumuz o sesi veren sanatçıyı tanırız. Peki ya o sesin en doğru hâliyle kaydedilmesini sağlayan, mikrofonun diğer tarafında saatlerce çalışan insanları ne kadar tanıyoruz?
Aslında her başarılı dublajın ardında büyük bir ekip vardır. Dublaj yönetmenleri, çevirmenler, kurgu ekipleri ve elbette ses teknisyenleri… İşte o görünmeyen kahramanlardan biri de uzun yıllardır sayısız yerli ve yabancı yapımın Türkçe dublajında emeği bulunan Levent Özgenç.
Ses teknisyenliği, dışarıdan bakıldığında yalnızca teknik cihazlarla ilgilenilen bir meslek gibi görünse de işin aslı çok daha farklı. Bazen bir nefes alışını yakalamak, bazen tek bir kelimenin tonunu doğru kaydetmek, bazen de saatler süren kayıtların sonunda izleyicinin hiç fark etmeyeceği küçücük bir hatayı düzeltmek… Tüm bunlar, bu mesleğin görünmeyen ama en önemli parçaları.
İznik Gazetesi olarak bu kez mikrofonun önüne değil, arkasına geçiyoruz. Türk dublaj sektörünün yıllardır sessiz ama önemli emekçilerinden Levent Özgenç ile ses teknisyenliğinin bilinmeyen yönlerini, teknolojinin sektöre etkisini, kayıt odasında yaşanan görünmez mücadeleyi ve mesleğin geleceğini konuştuk.
Ses teknisyenliği denildiğinde çoğu kişinin aklına yalnızca kayıt almak geliyor. Oysa işin perde arkası çok daha kapsamlı. Sizce bu meslek en çok hangi konuda yanlış anlaşılıyor?
İlk ve en önemli aşama kayıt süreci olduğu için ilk akla gelen süreç olması çok doğal. Ancak işin perde arkasında kayıt aşamasına gelene kadar bir çok işlem var. En çok yanlış anlaşılan konu günümüz teknolojileri ile birlikte her şeyin bilgisayar gücü ile yapılabileceğini düşünmektir.
Bir ses teknisyeni, bir seslendirme sanatçısının performansını ne kadar etkileyebilir? Sizce doğru yönlendirme ve doğru kayıt teknikleri, oyuncunun performansını farklı bir noktaya taşıyabilir mi?
İnanılmaz derecede etkiler. Hatta ortalama bir performansı bile üst seviyelere taşıyabilir. Teknik bilgisi yüksek ve işe hakim bir teknisyen hem dublaj sanatçısına hem de yönetmene güven vererek herkesin kendi performansına odaklanmasını sağlar.
Teknoloji her geçen yıl değişiyor. Bugün kullandığınız ekipmanlarla yıllar önce kullandıklarınızı kıyasladığınızda, teknoloji size zaman mı kazandırdı, yoksa beklentileri daha da mı yükseltti?
Aynı anda hem avantajları hem de dezavantajları oldu. Tabi ki eski teknolojilere göre son derece hızlandık ancak bana göre bu mesleğin en büyük düşmanı hızdır. Gelişen teknolojilerle birlikte daha kısa sürelerde daha fazla iş beklentisini kesinlikle yükseltti.
Ses teknisyeni ile dublaj yönetmeni arasındaki iletişim sizce bir yapımın başarısını ne kadar etkiliyor? İyi bir ekip uyumu olmadan gerçekten kaliteli bir dublaj ortaya çıkabilir mi?
Yoğun çalışma temposunda en büyük düşmanınız zamandır. Zamanı en iyi şekilde kullanmak çok önemlidir. Teknisyen ve yönetmen arasındaki ilişkinin gelişmesi zaman alan bir süreçtir. Ne kadar çok projede birlikte çalışırsanız birbirinizi o kadar iyi tanımaya başlarsınız ve aradaki iletişim güçlenir. Kayıt sırasında daha cümle bitmeden nerelerin sorunlu olduğunu ufak bir mimikle bile anlatabilirsiniz. Sonuç olarak ekip uyumu oldukça önemlidir.
Dublaj kayıtları tamamlandıktan sonra başlayan mix süreci, aslında izleyicinin duyduğu son ses dünyasını oluşturuyor. Sizce mix neden dublajın en kritik aşamalarından biri?
Ne kadar iyi kayıt o kadar iyi Mix :)Dublaj kaydı ne kadar mükemmel , dublaj sanatçısının performansı ne kadar üst düzey olursa olsun kötü bir mix sizi o an ekrandan uzaklaştıracaktır ve sadece duyduğunuz sesler olarak hayatınıza devam ettirir. Ancak iyi bir mix size o filmi ya da diziyi gerçekten izletir.
Mix masasına ilk oturduğunuzda kontrol ettiğiniz ilk şey nedir? Diyalogların anlaşılabilirliği mi, efektler mi, müzik dengesi mi, yoksa bunların birbirine uyumu mu?
İlk olarak kontrol ettiğim şeyler kayıt seviyeleri ve eksik karakter varmı. Bundan sonrası proje kurulumu ve diyalogların seviyesi oluyor.
İzleyici çoğu zaman iyi bir mix’i fark etmiyor ama kötü bir mix’i hemen hissediyor. Sizce bunun sebebi nedir?
Evet bu seyircimizin iyi ve kötüyü ne kadar iyi ayırt ettiğini gösteriyor. Çünkü seyircimiz eline kumanda sürekli ses aç kıs yapmak istemiyor ve bunun farkında. Bu aslında tamamen izleyicinin hikayenin içinde kalıp kalmamasıyla alakalı.
Sektörde sıkça duyulan “Bunu mix’te düzeltiriz.” cümlesi sizce ne kadar doğru? Gerçekten mix aşamasında çözülemeyen hatalar oluyor mu?
Bu cümle ses sektörünün en büyük şehir efsanesidir. Bozuk bir kaydı imkanlar doğrultusunda düzeltebiliyoruz ancak bu bize aşırı zaman kaybettiriyor. Kısaca “Bunu kayıtta düzeltelim” daha mantıklı 🙂
Hiç saatlerce uğraştığınız bir mix’i ertesi gün yeniden dinlediğinizde baştan yapmak istediğiniz oldu mu? Bir mix’in gerçekten tamamlandığına nasıl karar veriyorsunuz?
Teknik olarak bir mix’e sonsuza kadar devam edebilirsiniz 🙂 Baştan yapmak değilde tabiki tekrar dinleyip düzelttiğimiz yerler elbette oluyor. Her dinlemede ufak dokunuşlar yapabiliyoruz . Mix’in tamamlanması elbette teslim tarihinden ziyaede işin eksiksiz olmasından geçiyor.
Mix sırasında kulak yorulması, ses mühendislerinin en büyük problemlerinden biri olarak görülüyor. Siz uzun kayıt ve mix seanslarında kulak sağlığınızı ve objektif dinleme yetinizi nasıl koruyorsunuz?
Bu işin ilk ve en önemli kuralı çalıştığımız mix odalarının dünya standartlarında kalibre edilmiş olmasıdır. Dinlemelerimiz 79-82 dB referans seviyesinde tutuyoruz. Bu da günün sonunda kulak yorgunluğunu en aza indiriyor. Genelde ufak molalar ve sessizlik bizim için olmazsa olmaz.
Bir yapımın sinema salonunda, televizyonda, cep telefonunda ve kulaklıkta aynı kaliteyi verebilmesi ciddi bir denge gerektiriyor. Son kontrollerinizi hangi referans sistemlere göre yapıyorsunuz?
Farklı mecralarda aynı dengeyi tutturmak gerçekten çok önemli. Her mecranın farklı farklı Loudness standartları var ve her platformun teknik şartnameleri var. Genel olarak kontrollerimizi hangi platforma iş yapıyorsak ona göre kontrol edip teslim ediyoruz.
Orijinal yapımın atmosferini korurken Türkçe dublajın doğal duyulmasını sağlamak nasıl bir hassasiyet gerektiriyor? İzleyicinin hissetmediği ama sizin saatler harcadığınız ayrıntılar neler?
İlk olarak en dikkat çeken detay tamamen dudak senkronizasyonu. Çünkü senkron olmayan bir dublaj kesinlikle doğallıktan uzaktır. Bunun haricinde diyalog seviyeleri ve konuşmaların hangi ortamda olduğu iç mekan mı yoksa dış mekanda mı olduğunun ayırt edilmesi ve orijinal içeriğe yakınlaştırmak en çok zamanımızı alan durumlar.
Bugüne kadar sizi teknik anlamda en çok zorlayan mix projesi hangisiydi? O projeyi diğerlerinden ayıran en büyük zorluk neydi?
Tek bir proje söyleyemem ancak olarak her projenin kendine özel zorlukları oluyor.
Genel olarak aksiyonu bol ve kalabalık işler bizi en çok zorlayan işler oluyor.
Sizce başarılı bir mix mühendisini diğerlerinden ayıran en önemli özellik nedir? Teknik bilgi mi, güçlü bir kulak mı, müzikal altyapı mı, yoksa hikâyeyi hissedebilmek mi?
En önemli özellik bence yaratıcılık. Ancak bununla beraber teknik bilgi birikimi ,iyi bir kulak ve tecrübe birleşiminde ortaya çıkan herşey.
Yapay zekâ destekli ses temizleme, otomatik miks ve ses üretim teknolojileri her geçen gün gelişiyor. Sizce gelecekte mix mühendislerinin rolü değişecek mi, yoksa son kararı her zaman insan kulağı mı verecek?
Yapay zekaya karşı değilim. Kullandığımız bir çok araçta gelişerek yapay zekaya entegre oluyor. Ancak insan faktörü kolay kolay değişecek gibi durmuyor. Çünkü bu iş sadece matematik değil aynı zamanda duygu gerekiyor.
Bir filmi veya diziyi izlerken sizi ilk olarak hangi teknik ayrıntılar etkiliyor? “Bu iş gerçekten çok iyi mixlenmiş.” dedirten detaylar nelerdir?
Eğer elimde kumanda sürekli ses aç veye kıs yapmıyorsam bu benim için iyi bir mixtir. 🙂
İlk olarak senkron ve ardından diyalogların doğallığı çok önemli.
Son olarak… Yıllardır hem kayıt hem de mix süreçlerinin tam merkezinde yer alan bir isim olarak sizce Türk dublaj sektörünün teknik anlamda en güçlü yanı nedir? Peki, değişmesini en çok istediğiniz konu hangisi olurdu?
En güçlü yanımız dublajda çok iyiyiz. Hala 25 sene önce yapılan LOTR serisi dublajı açıp izlediğimizde etkileniyorsak biz bu işi çok iyi yapıyoruz demektir. Hız , kalite ve doğallık hepsi bir arada. Değiştirmek istediğim tek şey zaman kısıtlaması olurdu. Teşekkür ederim.
Dublaj denildiğinde aklımıza çoğu zaman yalnızca mikrofonun önündeki sesler geliyor. Oysa o seslerin kusursuz bir şekilde kulağımıza ulaşmasını sağlayan görünmez bir emek ordusu var. Saatler süren kayıtlar, defalarca dinlenen cümleler, milisaniyelik düzeltmeler ve büyük bir sabır… İşte tüm bunlar, izleyicinin çoğu zaman fark etmediği ama her başarılı yapımın temelini oluşturan ayrıntılar.
Levent Özgenç gibi yıllarını bu mesleğe adamış isimler sayesinde yalnızca teknik bir süreçten değil, aynı zamanda bir sanatın görünmeyen yüzünden de söz edebiliyoruz. Çünkü bazen en büyük emek, adını jenerikte birkaç saniye gördüğümüz insanlara aittir.
İznik Gazetesi olarak, perde arkasında çalışan ve yaptıkları işle milyonlarca izleyicinin deneyimine dokunan tüm teknik ekip emekçilerine teşekkür ediyor; Levent Özgenç’e de bu röportaja ayıracağı zaman ve paylaşacağı değerli deneyimler için şimdiden teşekkür ediyoruz. Umuyoruz ki bu söyleşi, yalnızca bir mesleği değil, görünmeyen emeğin değerini de okurlarımıza bir kez daha hatırlatacaktır.
