SAHNEDEN MİKROFONA, MİKROFONDAN EKRANA: VURAL BULDU

0

 

Bu hafta köşemde uzun yıllardır sanat dünyasının içerisinde olan, tiyatrodan sinemaya, televizyondan seslendirmeye kadar birçok farklı alanda emek vermiş bir ismi anlatmak istiyorum. Üstelik bu kez konuğumun adı bana da oldukça tanıdık geliyor. Çünkü kendisi de Vural.
Evet, sevgili adaşım Vural Buldu.
Vural Buldu’yu anlatırken yalnızca ekranda gördüğümüz karakterlerden bahsetmenin yeterli olmayacağını düşünüyorum. Çünkü onun sanat hayatına biraz daha yakından baktığımızda, yıllara yayılan ciddi bir tiyatro geçmişi, seslendirme çalışmaları, yönetmenlik deneyimi ve eğitmenlik tarafı olduğunu görüyoruz.
Vural Buldu, 5 Ocak 1962’de İzmir’de dünyaya geldi. İlk eğitimini İzmir’de tamamladıktan sonra İstanbul’a gelerek İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Tiyatro Bölümü’nde eğitim aldı ve 1986 yılında mezun oldu. Ancak profesyonel tiyatro hayatı aslında öğrencilik yıllarında başladı.
1983-1986 yılları arasında Gönül Ülkü-Gazanfer Özcan Tiyatrosu’nda oyuncu ve yönetmen yardımcısı olarak görev yaptı. Daha konservatuvar öğrencisiyken profesyonel tiyatronun içerisinde bulunması, kariyerinin ilerleyen yıllarında tiyatronun neden bu kadar önemli bir yere sahip olduğunu da açıklıyor.
Konservatuvar sonrasında ise farklı tiyatrolarda çalışmaya devam etti. Özel Tiyatro ve Dormen Tiyatrosu bunlardan bazılarıydı. 1991-1992 yıllarında “Muhabbet 92” müzikalinde sahne aldı. 1992-1994 yılları arasında Gülriz Sururi Tiyatrosu’nda çalıştı. Daha sonraki dönemde Akbank Çocuk Tiyatrosu’nda görev alarak çocuk tiyatrosu alanında da önemli bir deneyim kazandı.
Bence Vural Buldu’nun kariyerini değerli kılan noktalardan biri de burada ortaya çıkıyor. Tek bir tiyatro topluluğunda uzun yıllar kalmak yerine farklı kurumlarda, farklı türlerde oyunlarda ve farklı seyirci gruplarıyla çalışmış.
Tiyatrodan sonra kariyerinin önemli bir bölümünü oluşturan başka bir alan ise seslendirme oldu.
Vural Buldu, yıllar içerisinde birçok yabancı yapımda seslendirme yaptı. Ancak onun seslendirme kariyerini yalnızca mikrofon karşısında yaptığı çalışmalarla değerlendirmek doğru olmaz. Aynı zamanda seslendirme yönetmenliği ve yönetmen yardımcılığı görevlerinde de bulundu.
Bu durum bana göre tiyatro geçmişiyle de doğrudan bağlantılı.
Çünkü tiyatro eğitimi alan bir oyuncunun ses kullanımı, vurgu, tonlama ve karakter yaratımı konusunda sahip olduğu deneyim, seslendirme çalışmalarında önemli bir avantaj sağlıyor. Vural Buldu da yıllarca sahnede kazandığı bu deneyimi mikrofon başında kullanmış.
Seslendirme alanında farklı yabancı yapımlarda görev alan Buldu’nun çalışmalarına bakıldığında oldukça geniş bir filmografi karşımıza çıkıyor. “Blade Runner 2049: Bıçak Sırtı”, “Ghostbusters”, “Mulholland Çıkmazı”, “Rambo 3”, “Temel İçgüdü” gibi yapımlarda farklı karakterlerin Türkçe seslendirmelerinde görev aldığı görülüyor.
Seslendirme tarafında bir başka önemli ayrıntı da yönetmenlik deneyimi.
Çünkü seslendirme yönetmenliği, oyuncunun sadece kendi sesini kullanması anlamına gelmiyor. Karakterlerin nasıl yorumlanacağı, oyuncuların performansları, sahne içerisindeki uyum ve seslerin görüntüyle örtüşmesi gibi birçok ayrıntının takip edilmesi gerekiyor.
Vural Buldu’nun bu alanda da görev almış olması, mesleğin farklı taraflarını deneyimlediğini gösteriyor.
Kamera karşısındaki kariyerine baktığımızda ise birçok televizyon dizisi ve sinema filminde rol aldığını görüyoruz.
“Yadigar”, “Küçük Kadınlar”, “Ustura Kemal”, “Kurtlar Vadisi” gibi televizyon projelerinin yanı sıra farklı dönemlerde birçok yapımda oyuncu olarak yer aldı.
Sinema tarafında ise özellikle “Recep İvedik” filmiyle geniş bir izleyici kitlesi tarafından tanındı.
2008 yılında vizyona giren filmde otel sahibi Muhsin Başaran karakterini canlandıran Vural Buldu, bu rolle sinema izleyicisinin de hafızasında yer edindi. Filmografisinde bunun dışında “Kabuslar Evi: Karanlıktan Gelen”, “Ritmini Arayan Kalpler”, “Paranormal Istanbul”, “Antep Fıstığı”, “Baba: Bu Alem Bi Alem” ve “Defin-Ecin Zulman” gibi yapımlar da bulunuyor.
Ancak Vural Buldu’nun kariyerini sadece sinema ve televizyon üzerinden değerlendirmek bence doğru değil.
Çünkü tiyatro onun kariyerinde hiçbir zaman tamamen geride kalmamış.
Müjdat Gezen Tiyatrosu ve Tiyatro Stüdyosu gibi önemli topluluklarda da çalışmalarını sürdüren Buldu, 2010-2011 sezonunda “Vanya Dayı” oyununda İlya İlyiç Telyegin karakterini canlandırdı. 2011 yılında ise Engin Yüksel’in Cahit Sıtkı Tarancı’dan uyarladığı “Gün Eksilmesin Penceremden” adlı oyunu yönetti.
Yani oyunculukla başladığı tiyatro yolculuğunda zaman içerisinde yönetmenlik tarafına da geçti.
Bir diğer önemli çalışma alanı ise eğitmenlik.
Vural Buldu, 1999-2005 yılları arasında Acarlar Koleji’nde drama eğitmenliği yaptı. Öğrencileriyle tiyatro oyunları, müzikli gösteriler ve şiir dinletileri hazırladı. Öğrencilerinin katıldığı çeşitli tiyatro yarışmalarında farklı ödüller kazanması da bu çalışmaların karşılığını gösteriyor.
Bence bu tarafı özellikle önemli.
Çünkü sanat hayatında yıllarca oyunculuk yapan birçok isim olabilir. Ancak deneyimini gençlerle paylaşmak ve onların sahneye çıkmasına yardımcı olmak farklı bir sorumluluk.
Vural Buldu’nun kariyerinde bu nedenle sadece oyunculuk değil, eğitmenlik de önemli bir yer tutuyor.
Şimdi gelelim benim için işin biraz daha kişisel tarafına.
Sevgili Bulut Buldu benim çok sevdiğim bir abim.
Bulut’la sohbetlerimizde ve daha önce İznik Gazetesi’nde gerçekleştirdiğimiz röportajımızda, çocukluğunun tiyatro ve seslendirme ortamlarında geçtiğini, babası Vural Buldu’nun da bu süreçte onun hayatında önemli bir yere sahip olduğunu dinlemiştim. Bulut’un henüz 4,5 yaşındayken seslendirme yapmaya başlamasında babasının büyük etkisi olmuş.
Bugün Bulut Buldu da kendi kariyerini oluşturarak başarılı bir seslendirme sanatçısı ve oyuncu olarak yoluna devam ediyor.
Bunu Vural Buldu’nun kariyerine eklediğimizde, ortaya bir başka güzel tablo çıkıyor.
Bir baba kendi mesleğini oğluna zorla bırakmamış; oğlunun o dünyanın içerisinde büyümesine, mesleği tanımasına ve daha sonra kendi yolunu çizmesine imkân sağlamış.
Bugün baba-oğulun aynı sektörde olması da bu açıdan oldukça anlamlı.
Benim için ise durum biraz daha eğlenceli.
Çünkü Bulut benim sevdiğim bir abim.
Babası da benim adaşım.
Dolayısıyla Bulut’la konuşurken bir yandan “Vural abi” diyorum, diğer yandan kendi ismimi duyuyorum.
İşin güzel tarafı, insan bir süre sonra buna alışıyor.
Vural Buldu’nun kariyerine genel olarak baktığımızda ise gerçekten geniş bir çalışma alanı görüyoruz.
Tiyatro…
Sinema…
Televizyon…
Seslendirme…
Seslendirme yönetmenliği…
Yönetmenlik…
Eğitmenlik…
Bütün bu alanlarda yıllar içerisinde emek vermiş bir sanatçıdan söz ediyoruz.
Bu nedenle onu sadece bir televizyon veya sinema oyuncusu olarak tanımlamak yerine, tiyatro kökenli çok yönlü bir sanatçı olarak değerlendirmek daha doğru.
Benim dikkatimi çeken bir başka nokta ise kariyerinin farklı dönemlerinde tiyatroya tekrar tekrar dönmesi.
Çünkü kamera karşısında tanınmak başka, tiyatro sahnesini bırakmamak başka.
Vural Buldu’nun kariyerinde sahne her zaman önemli bir yerde durmuş.
Bu da onun oyunculuk anlayışının temelinde tiyatro eğitiminin ve sahne deneyiminin bulunduğunu gösteriyor.
Bugün genç oyuncuların kariyerlerine bakarken çoğu zaman ilk olarak hangi dizide veya hangi filmde oynadıklarına bakıyoruz.
Oysa Vural Buldu’nun kariyeri bize başka bir şeyi hatırlatıyor.
Bir oyuncunun hikâyesi, televizyonda göründüğü ilk rolle başlamıyor.
O hikâyenin arkasında konservatuvar yılları, tiyatro sahneleri, prova süreçleri, farklı topluluklarda edinilen deneyimler, seslendirme stüdyolarında geçen saatler ve yıllar içerisinde öğrenilen mesleki birikim bulunuyor.
Vural Buldu’nun kariyeri de tam olarak böyle bir geçmişe sahip.
1980’li yıllarda tiyatroyla başlayan yolculuk, bugün hâlâ oyunculuk ve seslendirme çalışmalarıyla devam ediyor.
Ben de bu yazıda sevgili adaşım Vural Buldu’yu biraz bu yönüyle anlatmak istedim.
Onu sadece “Recep İvedik’teki Muhsin Başaran” olarak değil; yıllarını tiyatroya, oyunculuğa, seslendirmeye ve eğitime vermiş bir sanatçı olarak hatırlamak gerektiğini düşünüyorum.
Üstelik benim için bu hikâyenin küçük bir kişisel tarafı da var.
Çok sevdiğim Bulut Buldu’nun babası olması ve benimle aynı adı taşıması, Vural Buldu’yu benim açımdan biraz daha özel hale getiriyor.
Ama kariyerine baktığımda kişisel yakınlığın ötesinde de ciddi bir sanat emeği görüyorum.
Bugün geriye dönüp baktığımızda Vural Buldu’nun kariyerinde çok sayıda tiyatro oyunu, televizyon dizisi, sinema filmi ve seslendirme çalışması bulunuyor.
Belki izleyici olarak bazılarını hatırlıyoruz, bazılarını hatırlamıyoruz.
Ama hepsinin arkasında aynı şey var:
Yıllarca devam eden bir meslek sevgisi.
Ben de İznik Gazetesi’ndeki bu köşemde, uzun yıllardır sanat dünyasında emek veren isimleri anlatmaya devam ederken Vural Buldu’yu da bu nedenle yazmak istedim.
Kendisine, yıllardır sürdürdüğü sanat yolculuğu için bir meslektaşından değil ama aynı adı taşıyan birinden küçük bir selam olsun.
Ve sevgili Bulut’a da buradan ayrıca sevgilerimi gönderelim.
Sonuçta insanın sevdiği bir abisinin babasını anlatması da güzel bir duygu.
Üstelik baba da adaşınızsa…
İş biraz daha keyifli hale geliyor.
Ben Vural Korkmaz.
Bugün adaşım Vural Buldu’yu anlattım.
İyi ki de anlattım.

Leave A Reply

Your email address will not be published.