Bu köşede bugüne kadar birbirinden değerli sanatçıların kariyerlerini, yaptıkları işleri ve sanat hayatlarında bıraktıkları izleri kendi penceremden anlatmaya çalıştım. Kimi zaman yıllardır tanıdığım insanları, kimi zaman da sanatını uzun zamandır takip ettiğim isimleri kaleme aldım. Bugün ise benim için biraz daha farklı bir yerde duran bir sanatçıdan söz etmek istiyorum: Aysun Topar.
Aysun Topar benim için yalnızca seslendirme sanatçılığıyla tanıdığım bir isim değil. Sesini yıllardır severek dinlediğim, yaptığı işleri büyük bir keyifle takip ettiğim ve kendisini tanıdıktan sonra insan olarak da çok sevdiğim değerli bir sanatçı. Özellikle Deniz Sujana’nın stüdyosunda kendisiyle sohbet etme fırsatı bulmuş olmam, bu yazıyı benim için daha özel hale getiriyor. Yıllardır sesinden tanıdığım bir insanla aynı ortamda oturup sohbet etmek ve onun ne kadar sıcak, samimi ve cana yakın biri olduğunu görmek benim için gerçekten güzel bir deneyimdi.
Bu nedenle bugün Aysun Topar’ı yalnızca seslendirdiği karakterler üzerinden değil, yıllara yayılan sanat yolculuğu, mesleğine duyduğu sevgi ve bende bıraktığı güzel izlenim üzerinden anlatmak istiyorum.
ÜNİVERSİTE YILLARINDA BAŞLAYAN BİR MESLEK HİKÂYESİ
1974 yılında İstanbul’da dünyaya gelen Aysun Topar, Özel Moda Lisesi’nin ardından Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Reklamcılık ve Tanıtım Bölümü’nde eğitim aldı. Üniversite yıllarında iletişim alanındaki çalışmalarını yalnızca derslerle sınırlı tutmadı; İletişim FM’de spikerlik yaptı ve çeşitli etkinliklerde sunuculuk görevleri üstlendi.
Ancak burada önemli bir ayrıntıyı özellikle belirtmek gerekiyor. Aysun Topar’ın reklamcılık kariyeri üniversiteden sonra başlayıp beş yıl süren bir dönem değil. Kendisi üniversitede okurken reklamcılığa başladı ve eğitimini sürdürürken aynı zamanda alanında çalıştı. Yani meslek hayatının ilk adımlarını daha öğrencilik yıllarında attı.
1997 yılında ise profesyonel olarak dublaj dünyasına adım attı. Ardından 1999-2000 yıllarında yeniden reklamcılık alanında çalıştı. 2000 yılından itibaren ise mesleğinin merkezinde sürekli olarak seslendirme yer aldı.
Bugün geriye dönüp baktığımızda, 1997’de başlayan bu yolculuğun 2027 yılında 30. meslek yılına ulaşacağını görüyoruz.
Otuz yıl… Bir meslek için gerçekten uzun bir süre.
Fakat Aysun Topar’ın bu süreyle ilgili söylediği bir cümle bence kariyerinin en güzel taraflarından birini anlatıyor: Kendisi için bile bunun şaşırtıcı olduğunu, sanki mesleğe daha dün başlamış gibi hissettiğini söylüyor. Bunun nedenini de mesleğini çok sevmesine bağlıyor.
Bence bir insanın yaptığı işte otuzuncu yılına yaklaşırken hâlâ böyle hissedebilmesi, o mesleğe duyduğu bağlılığın en güzel göstergelerinden biri.
REKLAM SESLENDİRMELERİYLE DE HAYATIMIZA GİRDİ
Aysun Topar’ın kariyerini yalnızca sinema, televizyon ve animasyonlardaki seslendirme çalışmalarıyla anlatmak eksik kalır. Çünkü reklam seslendirmeleri de meslek hayatında çok önemli bir yere sahip.
Uzun yıllar yoğun şekilde reklam seslendirmesi yapan Topar, hemen her sektörden farklı markayla çalıştı. Toyzz Shop reklamlarını yıllarca seslendirdi. Yaklaşık on yıl boyunca Orkid’in reklamlarında duyduğumuz seslerden biri oldu.
Familia’nın yanı sıra Sahibinden, LC Waikiki, Türk Hava Yolları, Mavi ve Parodontax gibi markaların reklam seslendirmelerini de gerçekleştirdi. Medikal alanda da çeşitli seslendirme çalışmalarında yer aldı.
Bu liste aslında bize Aysun Topar’ın sesinin hayatımızda ne kadar farklı alanlarda karşımıza çıktığını gösteriyor. Bazen bir sinema karakteriyle, bazen televizyondaki bir diziyle, bazen çocukların izlediği bir animasyonla, bazen de günlük hayatımızda duyduğumuz bir reklamla…
Seslendirme sanatçılarının önemli bir özelliği de burada ortaya çıkıyor. Çoğu zaman yüzlerini görmüyoruz ama sesleri hayatımızın içinde yıllarca bizimle birlikte kalıyor.
SESLENDİRMEDE KARAKTERDEN KARAKTERE DEĞİŞEN BİR OYUNCULUK
Seslendirme, dışarıdan bakıldığında yalnızca mikrofonun karşısına geçip metin okumak gibi düşünülebiliyor. Oysa işin içinde ciddi bir oyunculuk var. Karakterin yaşadığı duyguyu anlamak, sahnenin temposuna uyum sağlamak, oyuncunun mimiklerini ve beden dilini yalnızca ses üzerinden karşılamak gerekiyor.
Aysun Topar’ın kariyerine baktığımızda bunun ne kadar geniş bir alan olduğunu görmek mümkün.
Yıllar içerisinde birbirinden farklı yaşlarda, farklı karakterlerde ve farklı dünyalarda yer alan kişilere sesiyle hayat verdi. Animasyon karakterlerinden televizyon dizilerine, sinema filmlerinden reklamlara kadar uzanan bu çeşitlilik, onun seslendirme alanındaki deneyiminin önemli bir göstergesi.
Fakat kariyerinin belki de en dikkat çekici taraflarından biri, sesini tek bir karakter tipine hapsetmemesi.
Bazen sevecen ve sıcak bir karakteri, bazen hareketli ve afacan bir karakteri, bazen dramatik bir hikâyenin merkezindeki kişiyi, bazen de fantastik bir dünyanın karakterini seslendirebiliyor.
Bu çeşitlilik, yıllar içerisinde oluşan oyunculuk deneyiminin de bir sonucu.
NEŞE’DEN JUDY HOPPS’A
Aysun Topar’ın geniş kitleler tarafından tanınmasında animasyon karakterlerinin önemli bir yeri bulunuyor. Bunların başında hiç kuşkusuz Ters Yüz serisindeki Neşe geliyor.
2015 yılında izleyiciyle buluşan Ters Yüz filminde Amy Poehler’ın seslendirdiği Joy karakterinin Türkçe sesini Aysun Topar üstlendi. 2024 yılında gelen Ters Yüz 2 ile birlikte Neşe karakterine yeniden hayat verdi.
Yıllar sonra aynı karaktere yeniden dönmek, bir seslendirme sanatçısı için de özel bir deneyim. Çünkü sanatçı yalnızca karakterin sesini hatırlamakla kalmıyor; yıllar önce oluşturduğu ses dünyasına yeniden giriyor.
Ters Yüzün ardından Zootropolis: Hayvanlar Şehrindeki Judy Hopps da Topar’ın öne çıkan çalışmalarından biri oldu. Oyunbozan Ralph ve devam filmi Ralph ve İnternetteki Vanellope, Uçaklar serisindeki Dottie, Şirinler 3: Kayıp Köydeki Şirine, Oyuncak Hikâyesi 4teki Trixie, Angry Birds Filmi 2deki Silver ve Evcil Hayvanların Gizli Yaşamı serisindeki Katie de kariyerindeki farklı animasyon çalışmalarından bazıları.
Bu karakterlerin her birinin dünyası, enerjisi ve anlatım biçimi birbirinden farklı. Dolayısıyla Aysun Topar’ın animasyon kariyerine baktığımızda yalnızca çok sayıda karakter değil, farklı oyunculuk alanları da görüyoruz.
DİSNEY DÜNYASINDA AYRI BİR YER
Topar’ın kariyerinde Disney karakterlerinin de özel bir yeri bulunuyor. Özellikle Minnie Mouse ile yaptığı çalışmalar dikkat çekiyor.
Kendisinin geçmişte anlattığı üzere, Türkiye’ye gelen Disney gösterilerinde Minnie Mouse’u seslendirdi; konuşan ve şarkı söyleyen Minnie Mouse bebeğinin sesinde de yer aldı.
Minnie Mouse gibi dünya çapında tanınan bir karakterin sesini oluşturmak, klasik film dublajından farklı bir deneyim. Çünkü burada yalnızca bir yapımın içindeki karakteri değil, yıllardır milyonlarca insanın tanıdığı bir karakterin ses kimliğini temsil etmek gerekiyor.
Disney dünyasıyla ilişkisi bununla da sınırlı değil. Tinker Bell ile ilgili çalışmaları ve farklı animasyon projeleri de kariyerindeki bu alanın önemli parçaları arasında yer alıyor.
EKRANDAN MİKROFONA DEĞİL, MİKROFONDAN FARKLI DÜNYALARA
Aysun Topar’ın kariyerinde animasyonların yanında canlı aksiyon yapımları da önemli bir yer tutuyor.
Hannah Montana dizisinde Miley Cyrus’ın canlandırdığı Hannah Montana karakterini Türkçe seslendirdi. Smallville dizisinde Allison Mack’in canlandırdığı Chloe Sullivan karakterine ses verdi. X-Men dünyasında Kitty Pryde karakteriyle de yolu kesişti.
Sinema tarafında ise çok sayıda yabancı yapımın Türkçe seslendirme kadrosunda yer aldı. 50 İlk Öpücük, Kelebek Etkisi, Bir Külkedisi Masalı, Galaksinin Koruyucuları, X-Men: Geçmiş Günler Gelecek, Jurassic World, Batman v Superman: Adaletin Şafağı, Galaksinin Koruyucuları 2, Justice League: Adalet Birliği ve Star Wars serisinden çeşitli yapımlar bunlardan bazıları.
Özellikle Galaksinin Koruyucuları 2de Gamora, Justice Leaguede Lois Lane ve Star Wars serisinde Rose Tico gibi karakterlerde de sesini duyurması, onun animasyon dışındaki çalışmalarının da ne kadar geniş bir alana yayıldığını gösteriyor.
Ancak burada Aysun Topar’ın kariyerindeki çok daha ilginç bir ayrıntıya geliyoruz.
GAME OF THRONES’TA İKİ FARKLI KARAKTER
Game of Thrones gibi dünya çapında büyük ilgi gören bir yapımın Türkçe seslendirmesinde yer almak başlı başına önemli bir çalışma.
Fakat Aysun Topar’ın bu yapımla ilgili kariyerindeki ayrıntı çok daha dikkat çekici.
Diziyi iki farklı platform için, iki farklı rolle seslendirdi. Bir platformda Arya Stark’ı, başka bir platformda ise Daenerys Targaryen’i seslendirdi.
Aynı dizinin iki farklı karakterini seslendirmek, seslendirme sanatçısının oyunculuk açısından ne kadar geniş bir alanda çalışabildiğini gösteren güzel bir örnek.
Arya ile Daenerys’in karakter yapıları, yaşadıkları olaylar ve hikâyeleri birbirinden oldukça farklı. Dolayısıyla aynı sanatçının bu iki karakteri farklı yorumlarla ele alması, seslendirme mesleğinin ne kadar güçlü bir oyunculuk tarafı olduğunu da ortaya koyuyor.
HOW I MET YOUR MOTHER’DAN LILY
Aysun Topar’ın izleyicilerden aldığı geri dönüşler açısından özellikle hatırladığı çalışmalarından biri de How I Met Your Mother dizisindeki Lily karakteri.
Bu karakteri seslendirdikten sonra çok fazla geri dönüş aldığını söylüyor. Hatta bu yoğun geri dönüşler sayesinde seslendirmesinin izleyici üzerindeki etkisini daha net fark etmiş.
Bence seslendirme sanatçıları açısından bu tür geri dönüşlerin ayrı bir anlamı var.
Çünkü sanatçı çoğu zaman görünmüyor. İzleyici karakteri görüyor, hikâyeyi takip ediyor ve çoğu zaman o karakterin Türkçe sesini kimin verdiğini bilmiyor. Fakat bir karakterin sesi insanların hafızasında yer ettiğinde, sanatçı görünmeden çok güçlü bir bağ kurmuş oluyor.
Lily de Aysun Topar’ın bu anlamda izleyiciyle güçlü bir bağ kurduğu karakterlerden biri.
JUNE OSBORNE VE DUYGUSAL BİR SESLENDİRME
Aysun Topar’ın anlattığı çalışmalar arasında benim özellikle dikkatimi çeken bir başka karakter ise The Handmaid’s Tale dizisindeki June Osborne.
Çünkü burada yalnızca teknik bir seslendirme çalışmasından söz etmiyoruz. Topar, dizide seslendirdiği bölümlerin sonunda kendisini duygusal olarak etkileyen bir karakter olduğundan söz ediyor.
Bu ayrıntı aslında seslendirme sanatçısının yaptığı işin duygusal boyutunu çok güzel anlatıyor.
Bir sanatçı yıllar içerisinde onlarca farklı karakterle karşılaşabilir. Bazıları yalnızca bir iş olarak kalır, bazıları ise hikâyesi ve taşıdığı duygular nedeniyle sanatçının kendisinde de iz bırakır.
June Osborne’un hikâyesi de Aysun Topar için böyle bir karşılık bulmuş.
Bu nedenle seslendirmeyi yalnızca teknik bir iş olarak değerlendirmek mümkün değil. İyi bir seslendirme sanatçısı karakterin duygusunu önce kendi içinde hissetmeli, sonra onu sesine aktarabilmeli.
REKLAM SEKTÖRÜNDEN MESLEKTAŞLARININ HAKLARINA
Aysun Topar’ın kariyerinde benim ayrıca önem verdiğim bir başka konu ise Oyuncular Sendikası’nın Seslendirme Çalışma Grubu’nda yaklaşık on yıl boyunca gönüllü olarak aktif rol almış olması.
Bu, onun mesleğine yalnızca kendi kariyeri açısından bakmadığını gösteriyor.
Topar, grup arkadaşları ve meslektaşlarıyla birlikte seslendirme sektöründeki çalışma kurallarının ve taban ücretlerinin belirlenmesine yönelik güncel protokolün oluşturulmasına katkıda bulundu.
Bu çalışmaların amacı, seslendirme sektörünün çalışma dinamiklerinin yerli ve yabancı stüdyolar ile işveren kurumlar tarafından daha sağlıklı şekilde benimsenmesini sağlamak ve meslektaşların haklarını daha iyi bildikleri, emeklerinin karşılığını talep edebildikleri ve mesleklerini daha güvenli koşullarda sürdürebildikleri bir çalışma zemininin oluşmasına katkı sunmaktı.
Bence bu konu, Aysun Topar’ın kariyerinde ayrıca konuşulmayı hak ediyor.
Çünkü bir sanatçının kendi kariyerini oluşturması önemli; fakat yıllarını verdiği mesleğin geleceği için de emek vermesi başka bir sorumluluk.
Topar’ın genç meslektaşlara daha güvenli bir çalışma ortamı bırakabilmek için verdiği bu gönüllü mücadele, onun mesleğine duyduğu bağlılığın farklı bir göstergesi.
Ve kendisinin bu çalışmadan dolayı mutlu olduğunu söylemesi de bence çok anlamlı.
SESİN ULAŞTIĞI HER YERDE
Aysun Topar’ın kariyerini yalnızca sinema ve televizyon üzerinden değerlendirmek gerçekten eksik olur.
Reklam seslendirmeleri zaten kariyerinin önemli bir bölümünü oluşturuyor. Bunun yanında kurumsal seslendirmeler, tanıtım çalışmaları, sesli kitap, radyo tiyatrosu ve farklı projeler de onun çalışma alanları arasında.
Türkiye İş Bankası’nın telefon bankacılığı sistemindeki seslendirme çalışması bunlardan biri. Familia’nın Pompomgiller reklamında anne penguen karakterini seslendirmesi de reklam alanındaki çalışmalarından bir başka örnek.
Sesli kitap tarafında Madame Bovary ve Demir Ökçe gibi eserlerde yer aldı. Radyo tiyatrosu ve bilgisayar oyunları gibi farklı alanlarda da seslendirme çalışmalarına katkı sundu.
Bütün bunları yan yana koyduğumuzda karşımıza yalnızca belirli bir alanda çalışan bir seslendirme sanatçısı değil, sesini farklı mecralara taşıyabilmiş deneyimli bir oyuncu çıkıyor.
BENİM İÇİN AYRI BİR YERİ VAR
Buraya kadar Aysun Topar’ın kariyerini anlattım. Şimdi biraz da benim açımdan Aysun Topar’dan söz etmek istiyorum.
Çünkü onu yazarken tamamen dışarıdan bakan bir gazeteci değilim.
Aysun Topar benim gerçekten çok sevdiğim bir insan. Sesini zaten yıllardır çok seviyorum. Çocukluğumuzdan veya gençliğimizden hatırladığımız bazı karakterlerin sesleri vardır; insan o sesi duyduğu anda karakteri hatırlar. Aysun Topar’ın sesinde benim için de böyle bir karşılık var.
Fakat kendisiyle Deniz Sujana’nın stüdyosunda sohbet etme fırsatı bulduktan sonra, yıllardır sesini severek dinlediğim sanatçının nasıl bir insan olduğunu da yakından görmüş oldum.
Açıkçası çok güzel ve samimi bir sohbetti.
Aysun Topar’ın cana yakınlığı, rahat iletişimi ve karşısındaki insana hissettirdiği sıcaklık benim için çok kıymetliydi. Bazı insanlarla ilk kez karşılaştığınız halde sanki uzun zamandır tanıyormuşsunuz gibi rahat konuşabilirsiniz. Aysun da benim için böyle bir insan oldu.
Bu nedenle onun hakkında yazarken yalnızca kariyer başarılarını sıralamak istemedim. Çünkü benim tanıdığım Aysun Topar, yaptığı iş kadar insani tarafıyla da sevilesi bir insan.
30. MESLEK YILINA DOĞRU
2027 yılı Aysun Topar için özel bir yıl olacak. Çünkü profesyonel olarak dublaj çalışmalarına başlamasının üzerinden tam 30 yıl geçmiş olacak.
1997’de başlayan bu yolculuk, reklamcılık alanındaki çalışmalarla birlikte ilerledi ve 2000 yılından itibaren seslendirme onun meslek hayatının merkezine yerleşti.
Aradan geçen yıllarda yüzlerce karakter, sayısız reklam, farklı televizyon dizileri, sinema filmleri, animasyonlar ve çeşitli seslendirme projeleri geldi.
Fakat Aysun Topar’ın otuzuncu yıla yaklaşırken hâlâ mesleğine ilk günkü heyecanla bakması bence bütün bu kariyerin en güzel taraflarından biri.
Kendisi bu sürenin kendisi için bile şaşırtıcı olduğunu, sanki daha dün başlamış gibi hissettiğini söylüyor.
Belki dışarıdan baktığımızda 30 yıl çok uzun bir zaman.
Ama insan sevdiği işi yapıyorsa zamanın nasıl geçtiğini fark etmeyebiliyor.
Aysun Topar’ın hikâyesinde de biraz bunu görüyorum.
BİR SESİN ARDINDAKİ İNSAN
Ben Aysun Topar’ı önce sesiyle tanıdım. Sonra yaptığı işlerle daha yakından tanıdım. Deniz Sujana’nın stüdyosunda sohbet etme fırsatı bulduğumda ise bu tanışıklığın başka bir boyutu ortaya çıktı.
Yıllardır sesini severek dinlediğim bir sanatçının aynı zamanda bu kadar sıcak, samimi ve cana yakın biri olduğunu görmek benim için gerçekten güzeldi.
Bir gazeteci olarak sanatçıların kariyerlerini yazarken çoğu zaman yaptıkları işleri, rol aldıkları projeleri ve başarılarını anlatıyoruz. Fakat bazen bir sanatçının karakteri, yaptığı iş kadar iz bırakıyor.
Aysun Topar benim için böyle bir isim.
Onun sesini duyduğumda yıllardır hayatımıza eşlik eden karakterleri hatırlıyorum. Ama kendisiyle sohbet ettiğimde de o sesin arkasında son derece doğal ve güzel iletişim kuran bir insan olduğunu hatırlıyorum.
Bu nedenle Aysun Topar’ın kariyerini anlatırken yalnızca “hangi karakterleri seslendirdi?” sorusunun cevabını vermek istemedim.
Benim için asıl mesele, 1997’de başlayan bir meslek yolculuğunun bugün nasıl 30. yılına doğru ilerlediğini ve bu yolculuğun arkasında nasıl bir emek bulunduğunu gösterebilmekti.
SON SÖZ
Aysun Topar’ın kariyerine baktığımızda 1997’den 2027’ye uzanan yaklaşık otuz yıllık bir meslek hayatı görüyoruz.
Üniversite yıllarında başlayan reklamcılık deneyimi, 1997’de profesyonel dublajla tanışması, 1999-2000 dönemindeki reklamcılık çalışmaları ve 2000 yılından itibaren seslendirmeyi merkezine aldığı kariyeri bugün çok geniş bir alana ulaşmış durumda.
Reklam seslendirmelerinde Toyzz Shop’tan Orkid’e, Familia’dan Sahibinden’e, LC Waikiki’den THY ve Mavi’ye kadar uzanan çalışmalar; animasyonda Neşe, Judy Hopps ve Vanellope gibi karakterler; televizyonda Lily, Hannah Montana ve Chloe Sullivan gibi roller; Game of Thronesta Arya ve Daenerys gibi birbirinden farklı karakterler ve The Handmaid’s Talede kendisini duygusal olarak etkileyen June Osborne…
Bütün bunlar tek başına uzun bir kariyerin göstergesi.
Fakat benim için Aysun Topar’ı özel yapan yalnızca bu liste değil.
Mesleğini hâlâ çok sevmesi, otuzuncu yılına yaklaşırken kendisini hâlâ yolun başındaymış gibi hissetmesi, meslektaşlarının daha iyi koşullarda çalışabilmesi için yıllarca gönüllü emek vermesi ve bütün bunların yanında tanıdığım kadarıyla son derece sıcak ve samimi bir insan olması…
İşte benim Aysun Topar’a bakışım biraz da bu noktada şekilleniyor.
Seslendirme sanatçıları çoğu zaman görünmeden hayatımıza dokunuyor. Onları ekranda görmüyoruz ama seslerini yıllarca taşıdıkları karakterlerle birlikte hatırlıyoruz.
Aysun Topar da benim için bu seslerden biri.
Ama artık onu yalnızca sesinden tanımıyorum.
Deniz Sujana’nın stüdyosunda gerçekleştirdiğimiz o güzel sohbet sayesinde, sevdiğim bir sanatçının aynı zamanda çok sıcak ve güzel bir insan olduğunu da biliyorum.
Bu nedenle Aysun Topar’ın 30. meslek yılına yaklaşırken geriye dönüp baktığımda, yalnızca uzun bir kariyeri değil, aynı zamanda Türkçe seslendirme dünyasına bırakılmış ciddi bir emeği görüyorum.
Ben Vural Korkmaz. Bir gazeteci olarak, sesini yıllardır severek dinlediğim ve tanıma fırsatı bulduğum Aysun Topar’ın bu uzun yolculuğunu kendi penceremden anlatmaya çalıştım.
2027’de 30. meslek yılını kutlayacak olan Aysun Topar’a, bugüne kadar hayatımıza kattığı tüm karakterler, seslendirdiği tüm hikâyeler ve mesleğine verdiği emek için teşekkür ediyorum.
Daha nice karakterde, nice projede sesini duymak dileğiyle…
